EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, 2018’den bu yana gündeme getirdikleri çatı aralarının bağımsız bölüme dönüştürülmesi konusunun yeniden ele alınmasını gayrimenkul sektörü açısından sevindirici bir gelişme olarak değerlendirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çatıların bağımsız konut olarak kullanılmasına ilişkin düzenlemenin oy birliğiyle kabul edilmesi, yıllardır yeterince değerlendirilemeyen çatı hacimlerinin konut üretimine kazandırılması açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. İstanbul İmar Yönetmeliği’nin önceki düzenlemesinde çatı araları, esas olarak son kattaki bağımsız bölümlerle bağlantılı alanlar olarak kullanılabiliyor, ayrı bir konut şeklinde projelendirilemiyordu. Yeni yaklaşım ise uygun koşullarda bu alanların kendi girişine ve bağımsız kullanım özelliklerine sahip konutlara dönüştürülmesini hedefliyor.
Düzenlemenin yalnızca yeni inşa edilecek binalar açısından değil, mevcut yapıların değerlendirilmesi bakımından da önemli bir potansiyel taşıdığını belirten EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, “Bu konuyu 2018’den bu yana değişmesi gereken bir düzenleme olarak dile getiriyorduk. Sonunda gündeme gelmesi biz gayrimenkul profesyonellerini çok sevindirdi. İstanbul’da arsa maliyetlerinin yüksekliği ve yeni konut üretiminde karşılaşılan alan kısıtları düşünüldüğünde, mevcut yapıların sunduğu potansiyeli değerlendirmek büyük önem taşıyor. Burada yalnızca kullanılabilir metrekarenin artmasından söz etmiyoruz. Uygun koşullarda, aynı bina içerisinde ayrı olarak satılabilecek veya kiralanabilecek yeni bir gayrimenkul ortaya çıkabilecek. Şimdi yalnızca yeni yapılanlarda değil, mevcut binalarda kullanılmayan çatı aralarını da sisteme katma zamanı” dedi.
Çatı aralarının bağımsız konutlara dönüştürülmesinin konut arzına olası katkısını değerlendirmek için yapı ruhsatı istatistikleri de önemli bir gösterge sunuyor. İstanbul’da 2025 yılının ilk dokuz ayında 9 bin 706 binaya yapı ruhsatı verilirken, bu ruhsatlar kapsamında 110 bin 212 daire yer aldı. Ruhsat verilen her binada ortalama iki ilave çatı dairesi oluşturulabileceği varsayımıyla yapılan hesaplama, yalnızca dokuz aylık dönemde 19 bin 412 ilave bağımsız bölüm potansiyeline işaret ediyor. Bu senaryoda toplam bağımsız bölüm sayısı 129 bin 624’e ulaşırken, mevcut daire sayısına kıyasla teorik artış yüzde 17,6 olarak hesaplanıyor.
Bu potansiyelin İstanbul gibi yeni arsa üretiminin sınırlı olduğu bir kentte dikkate değer bir fırsat sunduğunu belirten Yazıcı, “Yapı ruhsatı verilerini iki ilave çatı konutu varsayımıyla değerlendirdiğimizde, dokuz aylık dönemde yaklaşık 19 bin 400 bağımsız bölümden söz edebiliyoruz. Elbette bu rakam, her binada iki yeni konut yapılabileceği anlamına gelmiyor. Parsel büyüklüğü, binanın geometrisi, çatı biçimi ve teknik koşullar, uygulamanın kapsamını belirleyecek. Yeni imar alanları açmadan ve mevcut planlardaki kat sayısını artırmadan, uygun yapıların çatı hacimlerini konut üretimine kazandırmak İstanbul için önemli bir alternatif olabilir” diye konuştu.
Çatı aralarının bağımsız bölüme dönüştürülmesi, özellikle kentsel dönüşüm projelerinin ekonomik açıdan uygulanabilirliğine katkı sağlayabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Düzenlemenin bu yönüne dikkat çeken Yazıcı, “Kentsel dönüşümde en önemli meselelerden biri, projenin ekonomik olarak uygulanabilir hale gelmesi. Mevcut maliklerin beklentileri ile inşaat maliyetleri arasında denge kurulamaması, bazı binaların yenilenmesini güçleştiriyor. Çatı aralarında oluşturulabilecek ilave bağımsız bölümler, uygun projelerde yükleniciye yeni bir gelir kaynağı sağlayarak finansman dengesine katkıda bulunabilir.” ifadelerini kullandı.
Düzenlemenin etkileri yalnızca konut arzı ve gayrimenkul ekonomisiyle sınırlı kalmayacak; İstanbul’un mimari görünümünde de değişim yaratabilecek. Çatı aralarının bağımsız konut olarak kullanılabilmesi, çatı biçimlerinin ve üst katların tasarımının yeniden ele alınmasını gündeme getiriyor. İstanbul İmar Yönetmeliği’nin 44. maddesinde genel çatı sınırı yüzde 45 eğim ve 5 metre azami mahya yüksekliği olarak tanımlanıyor. Çatı eğimi ve çatı hacminin bağımsız bölüm olarak kullanılabilmesi birlikte değerlendirildiğinde, özellikle bitişik nizam yapılaşmanın yoğun olduğu mahallelerde sokakların çatı çizgisinin değişmesi mümkün olabilecek.
Çatıların daha işlevsel yaşam alanlarına dönüşmesinin mimari açıdan yeni olanaklar sunabileceğini belirten Yazıcı, “Çatı aralarının bağımsız konut olarak değerlendirilmesi, binaların üst bölümlerinin mimari açıdan yeniden ele alınmasını da beraberinde getirebilir. Daha kullanışlı iç hacimler ve yaşanabilir çatı katları oluşturulması mümkün hale gelebilir. Bununla birlikte İstanbul’un kendine özgü kent dokusunu ve mimari bütünlüğünü korumak da en az yeni konut üretmek kadar önemli. Bu nedenle düzenlemenin yalnızca ilave metrekare ve satış geliri üzerinden değerlendirilmemesi, mimari kalite ve kentsel kimlikle birlikte ele alınması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.