İletişim sektörü bana yeni insanlarla ve yeni şirketlerle tanışmayı, onların ihtiyaçlarını doğru anlamayı ve bu ihtiyaçlara uygun çözümler üretmeyi öğretti.
Bugün gayrimenkulde de aslında aynı temel üzerinden ilerliyorum. Karşınızdaki kişiyi dinlemek, ihtiyacını doğru analiz etmek ve ona uygun çözümü oluşturabilmek satışın en önemli parçalarından biri.
2018 yılında yaşanan döviz devalüasyonu beni sermaye riski taşımayan bir iş modeli aramaya itti.
Kendi işinizi yaptığınızda sermaye, stok ve piyasa koşulları gibi birçok riskle karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu süreç beni farklı bir iş modeli aramaya yönlendirdi ve sonunda gayrimenkul sektörüne geçme kararı aldım.
Turkcell yıllarında, özellikle kurumsal satış ve uzman kurumsal satış tarafında çalışanlar bilir; bazen dokuz, bazen 11-12 kalemden oluşan konsolide hedefler verilirdi. Üstelik ay sonunda hedef gerçekleşmenize göre bu hedefler yüzde 110, yüzde 120, hatta yüzde 130 seviyelerine çıkarılabilirdi.
Portföyümde 200’ün üzerinde firma vardı. Bu hedeflere ulaşabilmek için firmaların iletişim alışkanlıklarını ve kullanımlarını analiz etmek gerekiyordu. Data yönetimi ve teknik analiz o dönemden beri çok ilgimi çekiyor.
Gayrimenkul sektörüne geçtiğimde de önce satacağım ürünün pazarda nasıl doğru fiyatlandırılacağını öğrendim.
Ticari gayrimenkul ise o dönemde birlikte çalıştığım ve çok saygı duyduğum önemli bir brokerın tavsiyesiyle gündemime girdi. Temel değerleme tekniklerini öğrendikçe bu işi gerçekten hakkıyla yapan kişi sayısının oldukça az olduğunu gördüm.