Gayrimenkul piyasasında sıkça duyduğumuz bir ifade var: “Geçen yıl bu ev 5 milyon liraydı, bugün 6 milyon lira oldu. Bir yılda 1 milyon lira kazandırdı.”
Bir gayrimenkulün fiyatının yükselmesi ile yatırımcısına gerçek anlamda kazanç sağlaması her zaman aynı şey değildir. Özellikle enflasyonun yüksek seyrettiği ekonomilerde, rakamsal artışlar bazen olduğundan daha büyük bir kazanç algısı oluşturabilir.
Bugün gayrimenkul yatırımlarını değerlendirirken yalnızca mülkün kaç liradan kaç liraya yükseldiğine değil, bu artışın satın alma gücümüze nasıl yansıdığına da bakmamız gerekiyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan Eylül 2026 Konut Fiyat Endeksi verilerine göre, Türkiye genelinde konut fiyatları son bir yılda nominal olarak %22,3 arttı. Ancak aynı dönemde enflasyondan arındırılmış fiyatlar %5,7 geriledi.
Ankara’da ise yıllık nominal konut fiyat artışı yaklaşık %22 seviyesinde gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun aynı döneme ilişkin açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu ise %29,73 oldu.
Bu verileri birlikte değerlendirdiğimizde önemli bir gerçekle karşılaşıyoruz: Konut fiyatları Türk lirası cinsinden yükselmeye devam ederken, genel fiyat seviyesine kıyasla değer kaybedebiliyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu daha var. Bu veriler piyasanın genel eğilimini gösteriyor. Her mahallede, her projede ve her bağımsız bölümde aynı değişimin yaşandığını söylemek doğru olmaz.
Gayrimenkulün kendine özgü nitelikleri, genel piyasa ortalamasından farklı bir performans göstermesine neden olabilir.