Türkiye’de konut ihtiyacı devam ederken yeni konut üretiminin önündeki finansman, maliyet ve bürokratik süreçlerden kaynaklanan engeller sektörün hareket alanını daraltıyor. Üreticinin finansmana erişmekte zorlandığı, konut alıcısının kredi olanaklarına sınırlı ölçüde ulaşabildiği ve inşaat maliyetlerinin yüksek seyrettiği mevcut tabloda, konut arzını artıracak bütüncül politikalara ihtiyaç duyuluyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, konut üretiminin önündeki temel sorunlara ve çözüm önerilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gayrimenkul sektöründe üretici ve alıcı tarafının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Yazıcı, inşaat maliyetlerindeki kalıcı artış ve finansmana erişim güçlüğünün konut üretimini zorlaştıran başlıca unsurlar olduğunu söyledi. Sermaye kaynaklarının sınırlı, finansman maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda geliştiricilerin ürettikleri konutları satamadıkları takdirde yeni projelere başlayamadıklarını ifade eden Yazıcı, konut almak isteyenlerin de kredi olanaklarına erişemediklerinde talebin sınırlı kaldığını dile getirdi.
Konut kredilerinin erişilebilir hale getirilmesinin sektöre hareket kazandırabileceğini ifade eden Yazıcı, kredi olanaklarının kontrolsüz biçimde genişletilmesinin konut fiyatlarını artırabileceğine de dikkat çekti. Bu nedenle finansman modellerinin piyasa dengelerini gözeten, kontrollü ve ihtiyaca yönelik bir çerçevede ele alınması gerektiğini söyledi.
Özellikle inşaatı devam ederken konut satın alan kişilerin karşılaştığı risklere de değinen Yazıcı, projenin tamamlanamaması ihtimalinin alıcı açısından önemli bir belirsizlik yarattığını söyledi. İnşaat sürerken yapılan alımlarda tüketicinin yalnızca gayrimenkule değil, aynı zamanda geliştiricinin projeyi tamamlayabilme riskine de maruz kaldığını belirtti.
Yazıcı, şöyle devam etti: “Piyasada güven ortamının güçlendirilmesi için müteahhitlere yönelik garantörlük mekanizmalarının ve sigorta sistemlerinin etkin biçimde devreye alınması gerekiyor. İnşaatın tamamlanmama riskini en aza indirecek modellerin geliştirilmesi hem alıcıların korunmasına hem de proje aşamasındaki satışların artmasına katkı sağlayacaktır.
Konut üretimini destekleyecek politikalar yalnızca kredi olanaklarıyla da sınırlı kalmamalı. Vergisel düzenlemeler de sektörün ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınabilir. Oturmak amacıyla konut alanlarla kiraya vermek üzere yatırım yapanlar farklı koşullara sahip, bu iki grubun ihtiyaçlarına uygun vergi modellerinin geliştirilmesi yatırım kararlarını destekleyebilir. Özellikle belirli bir bedelin altında konut satın alarak bunları kiraya veren şirketlerin farklı teşvik mekanizmalarıyla desteklenmesi uygun fiyatlı konut arzını artırabilecek seçenekler arasında bulunuyor. Kurumsal konut yatırımı firmalarının geliştirilmesi yaklaşımı kiralık konut piyasasına da katkı sağlayacaktır.”
Kiralık konut piyasasında dengeli bir yapının kurulması için kiracı ve ev sahiplerinin haklarının birlikte korunması gerektiğini de vurgulayan Yazıcı, kira artışları ve tahliye süreçlerine ilişkin düzenlemelerin öngörülebilir, adil ve uluslararası uygulamalarla uyumlu bir çerçevede ele alınmasının önemine dikkat çekti. Yazıcı, “Konut sahibi olamayan ve kirada yaşamak zorunda kalan kişilerin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için kiralık konut arzının da yeterli olması gerekiyor. Bunun için konut yatırımlarını desteklerken kiracılık ilişkisinde tarafların haklarını koruyan dengeli bir sistem kurulmalı” diye konuştu.
Arsa ve inşaat maliyetlerinin yeni konut üretimini zorlaştıran temel faktörler arasında yer aldığını belirten Yazıcı, 2026 yılında konutun özelliklerine ve zemin yapısına göre değişmekle birlikte inşaat maliyetlerinin metrekare başına yaklaşık 40-45 bin TL seviyesinde seyrettiğini ifade ederek, “Bu maliyetlerin üzerine eklenen vergi yükünün de üretim ekonomisi açısından değerlendirilmesi gerekli. İnşaat malzemelerinde KDV indirimi maliyetleri aşağı çekebilecek seçeneklerden biri olacaktır. Arsa ve inşaat maliyetlerini yalnızca sektörün kendi dinamikleri üzerinden ele almak yeterli olmayacaktır. Konut üretiminin sadece mekansal planlamayla değil ekonomik modellemeyle birlikte değerlendirilmesi gerekli.” dedi.