Mert, seni yalnızca “gayrimenkul danışmanı” olarak tanımlamak sanırım biraz eksik kalıyor. Bize biraz kendinden bahseder misin?
Yaklaşık 25 yıldır marka ve iş geliştirme alanında çalışan bir girişimciyim. Bir taraftan şirketlere büyüme stratejileri konusunda danışmanlık yapıyorum, diğer taraftan kendi girişimlerimi hayata geçiriyorum. Bunlardan biri de bugün ortaklarımla birlikte büyüttüğümüz gayrimenkul şirketi. Şu anda bu markaya uluslararası bir kimlik kazandırmak için çalışıyoruz.
Meslek hayatım boyunca binlerce profesyonele eğitim verdim, kitaplar yazdım, televizyon programları hazırlayıp sundum. EkoTürk TV’de davranışsal ekonomi üzerine hazırladığım programda da beşinci yılı tamamladık.
Aslında bütün bunların ortak noktasında tek bir konu var: İnsanların satın alma kararlarını nasıl verdiğini anlamak.
Benim işimin önemli bir bölümü de bu bilgiyi şirketler için satış yoluyla sürdürülebilir büyümeye dönüştürmek.
Yani gayrimenkul, aslında yıllardır üzerinde çalıştığın satış, pazarlama ve insan davranışı dünyasının yeni bir uygulama alanı mı?
Ben bir şirketin hayatta kalabilmesini temelde iki şeye bağlıyorum. Peter Drucker’ın yaklaşımından esinlenerek söylersek; yenilik ve pazarlama.
Bir tarafta ürettiğiniz bir değer var, diğer tarafta o değere ihtiyaç duyan insanlar. Önce bu ikisini pazarlamayla buluşturmanız, ardından yarattığınız trafiği satışa dönüştürebilecek beceriye sahip olmanız gerekiyor.