Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Ziya Yılmaz’ın paylaştığı verilere göre, Türkiye’de ortalama hane halkı büyüklüğü 2025 yılında 3,08 kişiye geriledi. Dönüşümün en çarpıcı göstergesi ise yalnız yaşayanların sayısındaki artış oldu.
Tek kişilik hane sayısı 5,5 milyon sınırını aşarak 5 milyon 523 bin 321 seviyesine ulaştı. Bu tablo, Türkiye’deki toplam hanelerin yaklaşık yüzde 20,5’inin —yani her 5 haneden birinin— artık tek bir kişiden oluştuğunu ortaya koyuyor. Çekirdek aile yapısındaki bu dönüşüm, doğru lokasyonlarda geliştirilen stüdyo ve 1+1 gibi kompakt daire tiplerine olan talebi doğrudan tetikliyor.
Konut tercihlerinin sadece hane büyüklüğüne bağlı kalmadığını vurgulayan Ziya Yılmaz, İstanbul gibi dev bir metropolde “tek tip” bir konut talebinden söz edilemeyeceğinin altını çiziyor. Tercihlerin lokasyona, gelir seviyesine, yaşam biçimine ve projenin hitap ettiği kitleye göre şekillendiğini belirten Yılmaz, şu değerlendirmede bulunuyor:
Kompakt dairelerin öne çıkmasında sadece oturum amaçlı alımlar değil, yatırımcı ilgisi de büyük rol oynuyor. 1+0 ve 1+1 daireler; daha düşük giriş maliyeti, kolay kiralama imkânı ve kriz anlarında daha hızlı nakde çevrilebilme (likidite) avantajları sayesinde yatırımcı radarının merkezinde yer alıyor.
Öte yandan Yılmaz, resmi konut satış verilerinde oda sayısına göre düzenli bir ayrıştırma yapılmadığına dikkat çekerek, daire tiplerine göre satış değişimlerinin net yüzdelerle ölçülmesinin mevcut istatistiki altyapıda mümkün olmadığını da hatırlatıyor.
KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz’a göre inşaat sektörünün önündeki asıl mesele, sadece “küçük” ya da “büyük” ev inşa etmek değil; değişen demografiye uygun “doğru konutu” üretebilmek.
Yeni dönemde tek bir daire tipine sıkışıp kalmak yerine, bölgenin demografik dokusuna ve hedef kitlenin yaşam tarzına yanıt veren karmaların oluşturulması gerekiyor. Doğru lokasyonda, doğru kitleye hitap eden ve farklı büyüklükleri bir arada sunan esnek projeler, gayrimenkul sektörünün geleceğini belirleyecek ana unsur olacak.