Yeni düzenlemenin temelinde “az kazanandan az, çok kazanandan çok” prensibi yatıyor. Mevcut sistemde, konutun değerinden veya kişinin kaçıncı evi olduğundan bağımsız olarak uygulanan sabit %4’lük (alıcı %2, satıcı %2) harç oranı, yerini esnek bir modele bırakabilir. Bu modelle birlikte;
Kademeli sistemin en önemli ayağını, taşınmazların gerçek satış bedeli üzerinden beyan edilmesi oluşturuyor. 1 Mayıs 2026 itibarıyla zorunlu hale gelen Güvenli Ödeme Sistemi ile birlikte, para trafiğinin dijital ortamda kayıt altına alınması, tapuda düşük beyan dönemini teknik olarak sona erdiriyor. Bu durum, vergi adaletini sağlarken devletin harç gelirlerini de gerçek seviyelere çekmeyi hedefliyor.
Gayrimenkul danışmanları, bu düzenlemenin piyasada kısa süreli bir duraklama yaratabileceğini ancak uzun vadede kayıt dışılığın önüne geçeceği için sektöre güven aşılayacağını belirtiyor. Özellikle emlak vergisi değerlerindeki “3 kat sınırı” ile uyumlu şekilde ilerleyecek olan bu süreç, fiyat balonlarının oluşmasını da engelleyebilir.
Henüz nihai yasa metni netleşmemiş olsa da, 2026 ekonomi projeksiyonları net bir mesaj veriyor: Tapuda işlem yaparken belediye rayici yerine piyasa değerini esas almak ve sahip olunan konut sayısına göre değişen bir maliyet tablosuna hazır olmak gerekiyor.
Eğer ilk evinizi almayı planlıyorsanız, kademeli sistemle gelecek teşvikleri beklemek avantajlı olabilir. Ancak yatırım amaçlı alımlarda, yeni vergi yüklerini maliyet analizlerinize şimdiden dahil etmenizde fayda var.