Yeni yargı kararına göre, 10 yıllık uzama süresini tamamlamış olan kira sözleşmelerinde ev sahiplerinin eli güçlendi. Daha önce tahliye için “ihtiyaç, tadilat veya yeniden inşa” gibi somut gerekçeler sunmak zorunda kalan mülk sahipleri, bu sürenin dolmasıyla birlikte herhangi bir neden belirtmeksizin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacak. Tahliye talebi için sadece mülk sahibinin fesih iradesini beyan etmesi yeterli kabul edilecek.
Mahkemenin tanıdığı bu hak, çok sıkı bir prosedür şartına bağlı. Ev sahiplerinin bu fesih hakkını kullanabilmesi için sözleşme bitim tarihinden en az 90 gün önce kiracıya noter kanalıyla yazılı ihtarname göndermiş olması gerekiyor.
Hukukçular bu sürenin “hak düşürücü” nitelikte olduğuna dikkat çekiyor. Eğer 90 günlük bildirim süresi bir gün bile geçirilirse, tahliye hakkı o yıl için yanıyor. Bu durumda ev sahibi, tahliye davası açabilmek için bir sonraki kira yılının bitmesini, yani tam bir yıl daha beklemek zorunda kalıyor.
İstinaf mahkemesinin verdiği bu karar “kesin nitelik” taşıyor. Bu da kararın üst mahkemelere taşınamayacağı ve tahliye süreçlerinin eski yıllara oranla çok daha hızlı sonuçlanacağı anlamına geliyor. Düzenleme ile davaların haksız yere uzatılmasının ve tahliyeyi geciktirme hamlelerinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Özellikle 2015 yılı ve öncesinde imzalanan kira sözleşmeleri, 10 yıllık uzama süresini tamamladığı veya tamamlamak üzere olduğu için risk grubunda yer alıyor. Uzmanlar, hem ev sahiplerinin hem de kiracıların şu üç noktaya dikkat etmesini öneriyor:
Gayrimenkul dünyasındaki bu yeni dönem, özellikle uzun süreli kiracıların ve mülk sahiplerinin yasal takvimlerini yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılıyor. 90 günlük süreyi doğru yöneten taraf, hukuki süreçte avantajlı konuma geçecek.