İşte tahliye süreci devam ederken evi boşaltmanın hukuki sonuçları ve dikkat edilmesi gereken kritik noktalar:
Tahliye davası görülürken kiracının konutu tahliye etmesinin önünde hiçbir hukuki engel bulunmuyor. Kiracı, yargılama sürecinin sonlanmasını beklemeden taşınmazı boşaltıp ev sahibine teslim edebiliyor. Bu adım atıldığında, davanın temel konusu olan “tahliye talebi” konusuz kaldığı için mahkeme bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına hükmediyor. Ancak bu durum, dosyanın tamamen kapandığı müjdesini taşımıyor.
Dava sürerken evin boşaltılması, o güne kadar yapılan masrafları ortadan kaldırmıyor. Mahkeme, “dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna” bakıyor.
Tahliye davası açıldıktan sonra sürecin kontrolü büyük oranda yargıya geçiyor. Bu aşamadan sonra ortaya çıkacak harçlar, bilirkişi ücretleri ve vekâlet ücretleri ciddi birer maliyet kalemi haline geliyor.
Davanın ilerleyen safhalarında yaşanacak maddi kayıpların önüne geçmek için arabuluculuk aşamasında uzlaşmak büyük önem taşıyor. Eğer dava açıldıktan sonra bir tahliye planlanıyorsa, tarafların karşılıklı olarak “yargılama gideri talep etmiyoruz” şeklinde bir protokol ile mahkemeye bildirimde bulunması, sürpriz masrafların önüne geçebiliyor.
Evi boşaltmak fiili olarak bir çözümdür ancak hukuki olarak davanın mali yükümlülüklerinden kurtulmak için yeterli değildir. Sürecin her aşamasında tarafların haklılık durumları titizlikle incelenmeye devam eder. Bu nedenle, konutu teslim ederken mutlaka bir teslim tesellüm tutanağı düzenlemek ve davanın seyri hakkında hukuki destek almak, gelecekteki olası icra takiplerini önlemek açısından hayati önem taşımaktadır.