Türk Medeni Kanunu’na göre, evlilik birliği kurulmadan önce mülkiyeti kazanılmış olan taşınmazlar kişisel mal statüsündedir. Yani, nikah masasına oturmadan önce tapusu sizin adınıza tescil edilmiş bir eviniz varsa, boşanma durumunda bu evin mülkiyeti tamamen size aittir. Diğer eş, bu evin tapusu üzerinde hak iddia edemez ve ev “yarı yarıya” paylaşılmaz.
Ancak hukuk, her zaman göründüğü kadar düz bir çizgide ilerlemez. İşte ezber bozan o istisnalar:
En çok karıştırılan ve mağduriyet yaratan nokta burasıdır. Eğer evi evlenmeden önce krediyle aldıysanız ve taksit ödemeleri evlilik süresince devam ettiyse, durum değişir.
Bekarken aldığınız ev sizin kişisel malınızdır, ancak bu evin kira geliri için aynı şey söylenemez. Kanun, kişisel malların “gelirlerini” edinilmiş mal (ortak mal) kategorisine sokar.
Eğer bekarken sahip olduğunuz evi evliyken satıp, üzerine evlilik içindeki birikimlerinizi ekleyerek yeni bir ev aldıysanız; eski evden gelen miktar yine sizin kişisel malınız olarak korunur. Ancak üzerine eklenen miktar ve bu miktarın evin değer artışına oranı “paylaşıma tabi” tutulur. Bu noktada, eski evin satış bedelinin yeni eve aktarıldığını ispatlamak hayati önem taşır.
2026 yılında gayrimenkul piyasasının hareketliliği ve hukuki süreçlerin karmaşıklığı göz önüne alındığında, en güvenli liman Mal Rejimi Sözleşmesi’dir. Evlenmeden önce veya evlilik sırasında noter huzurunda yapacağınız bir sözleşme ile hangi malın kime ait kalacağını ve gelirlerin nasıl yönetileceğini netleştirebilir, gelecekteki olası belirsizliklerin önüne geçebilirsiniz.
Evlilik öncesi aldığınız evin tapusu size aittir ancak evlilik süresince yapılan ödemeler ve elde edilen gelirler “ortaklık” kapsamına girebilir. Gayrimenkul yatırımlarınızı yaparken hukuki altyapıyı sağlam kurmak, her zaman en kârlı yatırımdır.