Ekonomistlerin analizine göre, hanehalkının birikim alışkanlıkları ile gayrimenkul tercihleri arasında doğrudan bir korelasyon bulunuyor. Özellikle enflasyona karşı korunma güdüsüyle hareket eden tasarruf sahipleri için altın ve konut, birbirini besleyen iki ana yatırım aracı olarak öne çıkıyor.
TCMB uzmanları, yastık altı birikimlerin sisteme dahil edilememesinin piyasadaki arz-talep dengesini bozduğuna dikkat çekiyor. Altın fiyatlarının yükseldiği dönemlerde, bu birikimi peşinata dönüştüren yatırımcılar, konut piyasasında talebin canlı kalmasını sağlıyor. Bu durum, inşaat maliyetlerinden bağımsız olarak konut fiyatlarının yüksek kalmasına neden olan bir “servet etkisi” yaratıyor.
Bu araştırma, gayrimenkul sektörünü sadece kredi faizleri veya inşaat maliyetleri üzerinden okumanın eksik kalacağını kanıtlıyor. Türkiye’deki yerleşik altın kültürü, konut piyasası için gizli bir finansman kaynağı görevi görmeye devam ediyor.
Bu analiz, yastık altı tasarrufların makroekonomik etkilerini anlamak adına kritik bir veri sunuyor. Gayrimenkul piyasasındaki fiyat hareketlerini takip ederken altın grafiklerini de göz önünde bulundurmak artık bir seçenek değil, gereklilik haline geldi.