Tüketici temsilcileri, ev sahiplerinin sözlü ya da keyfi şekilde kiracıyı evden çıkaramayacağını vurguluyor. Kiracının tahliyesi için Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça belirtilmiş gerekçelerin bulunması gerekiyor. Bu gerekçeler dışında yapılan taleplerin hukuki bir karşılığı bulunmuyor.
Uzmanlara göre, “evimi satacağım”, “yakınım oturacak” gibi gerekçeler her durumda doğrudan tahliye anlamına gelmiyor. Bu tür durumlarda bile belirli süreler, yazılı bildirimler ve dava süreçleri devreye giriyor.
Bazı durumlarda ise ev sahibinin tahliye talebi geçerli kabul ediliyor. Özellikle;
gibi durumlarda yasal süreç başlatılabiliyor. Ancak bu durumlarda bile doğrudan tahliye değil, mahkeme veya icra süreci gerekiyor.
Uzmanlar, ev sahiplerinin kiracıyı çıkarmak için elektrik, su kesme ya da kapıyı kilitleme gibi yöntemlere başvurmasının hukuka aykırı olduğunu hatırlatıyor. Bu tür müdahaleler kiracı açısından tazminat hakkı doğurabiliyor.
Kiracı tahliyesi ancak resmi yollarla mümkün oluyor. Ev sahibinin ihtar çekmesi, gerekirse dava açması ve mahkeme kararı alması gerekiyor. Aksi halde yapılan tahliye girişimleri hem geçersiz sayılıyor hem de ev sahibi için hukuki risk oluşturuyor.
Uzmanlar, tarafların hak kaybı yaşamaması için kira sözleşmesini dikkatle hazırlaması ve yasal süreçlere uygun hareket etmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle son dönemde artan kira anlaşmazlıkları, hukuki bilginin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.