Yıllardır “Tapum var ama üzerinde hak iddia edemiyorum” diyen vatandaşların beklediği bu hamle, sadece bireysel mağduriyetleri gidermekle kalmayacak, devletin sırtındaki devasa bir tazminat yükünü de ortadan kaldıracak.
Hazırlanan yeni düzenleme, mülkiyet güvenliğini merkeze alıyor. Taslağın yasalaşmasıyla birlikte, özellikle orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle kullanılamayan veya iptal edilen tapular için şu somut adımlar atılacak:
Düzenlemenin ekonomik boyutu, mülkiyet boyutu kadar çarpıcı. Mevcut sistemde tapusu iptal edilen vatandaşların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve iç hukuk yollarıyla açtığı tazminat davaları, hazine için ciddi bir risk oluşturuyordu. Yapılan projeksiyonlara göre, bu davaların faiz ve masraflarıyla birlikte devlete maliyetinin 516 milyar TL‘yi bulabileceği hesaplanıyordu. Yeni yasa ile bu dev mali yük bertaraf edilirken, vatandaşın mülkiyet hakkı da tescillenmiş olacak.
Mülkiyet hakları teslim edilirken doğanın dengesi de unutulmadı. Düzenleme kapsamında iade edilen her karış toprağa karşılık:
Yasa teklifi yalnızca tapu iadelerini değil, tarım arazilerinin korunmasını da kapsıyor. Son yıllarda kontrolsüz şekilde artan ve tarım alanlarını tahrip eden kaçak hobi bahçeleri için denetimler en üst seviyeye çıkarılıyor:
Bu dev hamle, Türkiye’nin mülkiyet haritasındaki “gri alanları” temizlemeyi hedefliyor. Yaklaşık 80 bin taşınmazın hukuki durumunun netleşmesiyle birlikte hem piyasadaki belirsizlik kalkacak hem de milyonlarca ailenin nesiller boyu süren tapu çilesi son bulacak.