Asrın felaketinin üzerinden geçen süreye rağmen kentlerin depreme dirençli hale getirilmesi konusunda atılan adımların yetersiz kaldığını belirten Güçyetmez, "Maalesef kayıplardan ders almadan tarım arazilerini imara açmaya, rant odaklı imar tadilatlarına devam ediyoruz," diyerek yerel yönetimlerin imar politikalarını eleştirdi.
Türkiye’deki konut envanterinin büyük bir kısmının risk altında olduğuna dikkat çeken Güçyetmez, özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen binaların yüksek hasar görebilirliğine değindi. Son 25 yılda çıkarılan 6 farklı imar affının, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıları kağıt üzerinde yasallaştırarak riski büyüttüğünü ifade etti.
Güçyetmez, deprem zararlarını en aza indirmek için şu stratejik yol haritasının izlenmesi gerektiğini belirtti:
Yapı Envanteri ve Risk Sıralaması: Ülke genelindeki tüm binaların deprem güvenliği belirlenmeli ve bir risk sırası oluşturulmalı.
Deprem Sertifikası Uygulaması: Binalar belirli aralıklarla denetlenmeli ve güvenlik durumlarını gösteren sertifikalara sahip olmalı.
Rant Değil Kamu Yararı: Kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değil; sosyal, ekonomik ve mekânsal bir bütün olarak ele alınmalı.
Yetkin Mühendislik: Proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru verilmesini sağlayacak yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli.
Cezai Yaptırımlar: Kaçak yapılaşmanın ve kuralsızlığın önüne geçmek için tavizsiz hukuki yaptırımlar uygulanmalı.