Hukuki bir işlem yapacak her kişiden sırf muayyen bir yaşı devirdi diye doktor raporu istenmesine yönelik kanuni bir zorunluluk bulunmuyor. Bir insanın günlük yaşamındaki davranışlarında aleni bir akli yetersizlik gözlemlenmiyorsa, yalnızca yaş kriterine bakılarak akıl sağlığı raporu talep edilmesi hukuk mantığıyla bağdaşmıyor.
Eğer 60 yaşını geçen herkes için bu kural uygulansaydı; 60 yaş üzerindeki her sürücünün trafiğe çıkmadan önce günlük doktor raporu alması, kıdemli avukatların her duruşma öncesinde mahkemeye akıl sağlığı raporu sunması, hatta 60 yaşını aşmış doktorların imzalandıkları sağlık raporlarına önce kendi akıl sağlığı raporlarını eklemesi gerekirdi.
Noterlerin bu ısrarının arkasında, ileride vasiyetnameye itiraz edecek mirasçıların “O tarihte akıl sağlığı yerinde değildi” iddiasını şimdiden bertaraf etme düşüncesi yatıyor. Ancak bu riski değerlendirmek ve önlem almak noterin değil, vasiyetnameyi yapan kişinin tercihine bırakılmalıdır. İlgili kişi uyarılır; rapor almak isterse alır, istemezse vasiyetnamesi düzenlenir.
Noterlerdeki bu ağır süreçten çekinenler için hukuk sistemimizde son derece geçerli bir alternatif mevcut: El yazılı vasiyetname.
Notere gitme zorunluluğu bulunmadan da vasiyetname hazırlanabilir. Bunun için yapılması gerekenler gayet açık:
İleride doğabilecek olası “akıl sağlığı” iddialarının önünü kesmek isteyenler, el yazısıyla hazırladıkları bu belgeye kendi istekleriyle bir sağlık raporu da ekleyebilirler.
Vatandaşları vasiyet yapmaktan vazgeçiren bu bürokratik zorluklar yerine, iki tanık eşliğinde noterde sürecin kolaylaştırılması hukuk devleti anlayışının asıl gereğidir.