Hukuki ve teknik güvenceden yoksun hazırlanan sözleşmeler, hak sahiplerini evsiz kalma, bitmeyen inşaat süreçleri veya beklenenden çok daha düşük nitelikte konut teslimi gibi ağır mağduriyetlerle karşı karşıya bırakabiliyor. Uzmanlar, kentsel dönüşümde telafisi imkansız kayıplar yaşamamak adına sözleşme aşamasında 5 temel güvenlik mekanizmasının mutlaka bulunması gerektiği konusunda uyarıyor.
Birçok mülk sahibinin düştüğü en büyük hata, arsa paylarını müteahhide inşaatın başında tek seferde devretmek oluyor. Projenin durması veya firmanın mali darboğaza girmesi durumunda arsa payının üçüncü kişilere satılması büyük bir çıkmaza yol açıyor.
İnşaatın taahhüt edilen sürede teslim edilmemesi halinde uygulanacak gecikme tazminatları, genellikle sözleşmelerde sembolik rakamlar olarak kalıyor. Yüksek enflasyon ortamında sabit tutulan kira yardımı ve cezai şartlar, zamanla değerini tamamen yitiriyor.
Müteahhidin inşaatı sebepsiz yere durdurması ya da sahayı terk etmesi (temerrüt) halinde, sözleşmeden dönme süreçleri yıllar süren davalara dönüşebiliyor.
Sözleşmelerde sıkça rastlanan “1. sınıf lüks malzeme kullanılacaktır” gibi yuvarlak ifadeler, hukuken ve teknik olarak denetlenemez bir zemin yaratır. Malzemenin kalitesi kişiden kişiye değişebileceği için teslim aşamasında ciddi hayal kırıklıkları yaşanır.
Dönüşüm sonrasında hak sahiplerinin en sık karşılaştığı sürprizlerden biri de taahhüt edilen daire büyüklükleri ile teslim edilen bağımsız bölümler arasındaki farklardır. Ayrıca hangi katın, hangi cephenin kime düşeceği önceden netleştirilmediğinde kura anlaşmazlıkları doğar.
Kentsel dönüşümde güvenli bir geleceğe adım atmanın yolu, aceleyle atılan imzalardan değil; teknik ve hukuki detayları titizlikle örülmüş, dengeli bir sözleşmeden geçiyor. Hak sahiplerinin imza masasına oturmadan önce bir gayrimenkul hukuku uzmanından ve teknik müşavirden destek alması olası tüm risklerin önüne geçiyor.