Düzenlemenin getirdiği en dikkat çekici kurallardan biri sözleşme adedine yönelik oldu. Spekülatif alımların ve aşırı borçlanmanın önüne geçilmesi hedeflenen karara göre:
Artan konut ve otomobil fiyatlarına paralel olarak sisteme dahil edilebilecek azami tutarlar artırıldı:
Finansal Kurumlar Birliği’ne iletilen talimatta tasarruf havuzunda biriken kaynakların güvenli limanlarda değerlendirilmesi zorunlu kılındı. Şirketler artık katılımcıların birikimlerini yalnızca şu enstrümanlarda değerlendirebilecek:
Ayrıca fon havuzlarında atıl para bekletilmesinin önüne geçmek amacıyla, günlük getirisiz bakiyenin bir önceki ay sonu havuz büyüklüğünün binde 2’sini aşamayacağı hükme bağlandı.
Sözleşmelerin risk dağılımını dengelemek amacıyla “yüksek tutarlı” tanımı revize edildi. Taşıt için 5 milyon TL, konut için ise 12 milyon 500 bin TL üzeri sözleşmeler yüksek tutarlı kategorisine alındı. Bu sözleşmelerin toplam hacmi, şirketin ilgili dönemde yaptığı toplam sözleşmelerin yüzde 5’ini geçemeyecek. 1 Ocak 2025’ten sonra kurulan genç şirketlere ise kademeli geçiş hakkı sağlanarak bu oran 2027 ortasına kadar esnetildi.
Kredi faizlerinden kaçınan vatandaşlar, sözleşme tutarının ortalama yüzde 7’sine karşılık gelen bir hizmet bedeli ödeyerek sisteme giriş yapıyor. Otomobilde 60 aya, konutta ise 120 aya kadar vade imkânı sunuluyor.
Örneğin 1 milyon liralık bir araç planında, toplam tutarın yüzde 45’ine denk gelen 450 bin liralık kısım ödenene kadar araç teslim edilmiyor. Katılımcının seçtiği vadeye göre bu eşiğe 6. ayda da ulaşılabiliyor, 27. ayda da.
Uzun vadede enflasyon uyarısı: Sisteme yatırılan taksitler katılım bankalarındaki gibi kâr payı getirisi sağlamıyor. Bu nedenle özellikle peşinatsız ve uzun vadeli planlarda, paranın satın alma gücünü kaybetmesi ve araç/konut fiyatlarının teslim gününe kadar artması katılımcı açısından temel maliyet riski oluşturmaya devam ediyor.