Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, kiracının vefatı kira sözleşmesini doğrudan sona erdirmez. Ölen kiracı ile aynı konutta birlikte yaşayan aile fertleri veya mirasçılar, sözleşmenin ve kanunun getirdiği yükümlülüklere (özellikle kira ödemelerine ve genel kurallara) uydukları sürece kira sözleşmesinin tarafı haline gelirler.
Bu durumdaki aile fertleri hukuki olarak “fuzuli şagil” (haksız işgalci) sayılmaz; yasa gereği kiracılık sıfatını sürdürerek aynı hak ve sorumluluklarla konutta oturmaya devam ederler. Aynı temel prensip çatılı işyeri kiraları için de geçerlidir.
Madalyonun diğer yüzünde ev sahibinin (kiraya verenin) vefatı yer alır. Kiraya verenin ölümü de kira sözleşmesini kendiliğinden feshetmez. Bu durumda kiraya veren sıfatı kanunen mirasçılara intikal eder ve kiracı, kira bedellerini yasal mirasçılara ödeyerek sözleşme şartları dahilinde oturmayı sürdürür.
Bu koruma ve hak devirleri, Türk Borçlar Kanunu’nda “çatılı işyeri ve konut kiraları” (eski adıyla musakkaf taşınmazlar) kapsamına giren mülkler için geçerlidir.
Kira sözleşmesine imza atan yakınınız vefat ettiğinde, o evde birlikte yaşamaya devam eden aile fertleri olarak yasal kurallara ve kira ödemelerine uyduğunuz müddetçe evi tahliye etmek zorunda değilsiniz; kiracılık hakkınız kanunla korunmaktadır.