Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde mülk sahiplerinin haklarını koruma altına alabilmesi için sözleşme aşamasında dikkat etmesi gereken temel noktalar:
Teslime ilişkin olası ihtilafların önüne geçmek için taşınmazın kiracıya eksiksiz teslim edildiği sözleşmede açıkça belirtilmelidir. Sözleşmenin imza tarihi ile fiili taşınma tarihi farklıysa, mutlaka imzalı bir teslim tutanağı düzenlenmelidir.
Kira bedelinin her ayın belirli bir gününde, peşin olarak ve banka kanalıyla ödeneceği sözleşmeye eklenmelidir. Sözleşmede hüküm bulunmaması durumunda TBK m. 314 devreye girer; bu da kiracının ödemeyi ay sonunda ve hatta kira süresinin bitiminde yapabilmesine zemin hazırlar.
Birçok tahliye süreci (özellikle gereksinim nedeniyle tahliye ve 10 yıllık uzama süresi sonundaki tahliyeler) sözleşme süresine göre hesaplanır. Uzun süreli sözleşmeler tahliye haklarını geciktirebilir. Ayrıca yeni bir sözleşmenin 10 yıllık süreyi baştan başlatacağı unutulmamalı, başlangıç süresi belirlenirken dikkatli olunmalıdır.
Kira artış oranı TÜFE oranını geçemez (TBK m. 344). TEFE+ÜFE gibi belirsiz ve geçersiz ifadelerden kaçınılmalı, ayrıca kiraya verenin 5 yıl sonunda açabileceği “Kira Tespit Davası” hakkını kısıtlayıcı ifadelere yer verilmemelidir.
TBK m. 302 gereğince zorunlu sigorta, vergi ve benzeri giderler kural olarak kiraya verene aittir. Aksi yöndeki masrafların kiracı tarafından karşılanması isteniyorsa, bu durum sözleşmeye açık bir madde olarak eklenmelidir.
Aidat, ortak alan giderleri ve diğer yan masrafların kiracı tarafından ödenmemesi durumunda, bu borcun kira borcu kapsamında sayılacağı ve temerrüt sebebiyle tahliye doğurabileceği sözleşmede yer almalıdır.
Verilen bir ödeme makbuzunun geçmiş dönem kiralarının ödendiği anlamına gelmeyeceği sözleşmede kararlaştırılmalıdır. Aksi halde TBK m. 104 uyarınca önceki ayların ve fer’i hakların (faiz vb.) tahsil edildiği varsayılabilir.