Hukuki süreçleri doğru anlamak için öncelikle iki kavramın ayrımını netleştirmek gerekir:
Kiracının kira bedelini ödememesi durumunda mülk sahibinin 5 yıllık dönem sonunu bekleme zorunluluğu bulunmaz. Kirasını aksatan kiracıya çekilen ihtarname ile ödeme yapması için 30 günlük süre tanınır. Bu süre içinde ödeme yapılmadığı takdirde, 31’inci gün itibarıyla direkt tahliye davası açma hakkı doğar.
Eğer kiracı 30 günlük ihtarın ardından ödemeyi yapar ancak aynı kira yılı içinde bir ödemeyi daha aksatırsa, ikinci haklı ihtar keşide edilir. İki haklı ihtar durumunda da 5 yıllık sözleşme süresinin bitimi beklenmez. Kiraların ödenmediği o kira yılının sonunda, takip eden bir ay içinde tahliye davası açılabilir.
Tabii ki her tahliye talebi kısa sürede sonuçlanmaz. Mülk sahibinin veya yakınlarının gereksinimi (ihtiyaç nedeni) ya da taşınmazın yeniden inşası veya imarı amacıyla açılacak tahliye davalarında, yasal olarak sözleşme dönem sonunun beklenmesi zorunludur.
Kira hukukunda tek bir tahliye takvimi yoktur. Kiracının ödeme temerrüdü gibi durumlarda süreç hızlı işlerken, mülk sahibinin kişisel gereksinimlerinde sözleşme süresine sadık kalınması gerekir.