Bu hafta gayrimenkul danışmanlığı ofislerinin yapıları üzerine gerek gayrimenkul sektöründen gerekse önceki çalışma hayatımdan edindiğim tecrübelerle bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Gayrimenkul danışmanlığı ofislerinin yapısı başka iş kollarından farklı bir şekilde KAZANÇ ORTAKLIĞI olarak adlandırılabilecek bir doğaya sahiptir.
Danışmanlara karşı doğrudan herhangi bir maddi yükümlülük altına girilmeden (maaş, sosyal güvence, yemek vb.) o danışmanın para kazanmasını ve kazandıkça da ofisiyle paylaşımını merkeze alan bir iş modelidir.
Ofis danışmanları çekmek, tutmak ve onların kazançlı birer alt yüklenici olarak faaliyet gösterebilmelerini sağlayabilmek adına maddi ve manevi yatırımlar yapar; ofisin kurulumu ve işletmesinin sabit giderlerini yüklenir ve ardından çok büyük bir bölümü ofis yatırımcısının kontrolü dışındaki bir düzenden kazanç hedefler.
Ofis yatırımcısı danışmanlara karşı sınırlı bir güce sahiptir ancak bir diğer taraftan da onlara çok da fazla maddî yatırım yapmamıştır.
Danışman ise zincir markanın etkisi ve ofisin sunduğu imkanları değerlendirerek bir seçim yapar, talep edilen hukuki ve asgari düzeydeki maliyetlerle tüzel bir kişilik olarak çalışmalarına başlar, çatı organizasyonun ve ofisin temin ettiği eğitim, etkinlik ve bağlantı imkanlarından faydalanmaya çalışır, sonrasında da kişisel kabiliyetleri ve çabası sayesinde işi önce öğrenmeye sonra da uygulamaya geçer.
Danışmanın üzerinde, büyük etik ve ahlakî sorunlar yaşanmadığı sürece, markanın da ofisin de büyük yaptırım güçleri yoktur (işten çıkarma, maddi ceza vb.). Bu da danışmana bir rahatlık, esneklik ve motivasyonsuzluk getirir.
İşin yapılanmasının doğasını çok hızlıca ele aldıktan sonra, ofislerde bir kültür inşası ve beklentisi üzerinde yorumuma geçeyim.