Mayıs ayına kıyasla sektör geneline yansıyan sınırlı toparlanma dikkat çekerken, piyasadaki temkinli duruşun varlığını koruduğu görüldü. İnşaat sektörünün büyüme hızı açısından en önemli öncü göstergelerden biri kabul edilen raporda, Faaliyet Endeksi yeniden eşik değerin üzerine çıksa da Güven ve Beklenti Endekslerindeki seyir temkinli yaklaşımın sürdüğünü kanıtladı.
Haziran ayı verileri incelendiğinde; mayıs ayında resmi tatillerin etkisiyle bir miktar yavaşlayan sahadaki hareketliliğin haziranda belirgin bir ivme kazandığı anlaşılıyor. Faaliyet Endeksi, 100,1 seviyesine yükselerek yeniden kritik eşik değerin üzerine çıktı ve üretim tarafında büyüme bölgesine geçildiğine işaret etti. Beklenti Endeksi’nde kaydedilen iyileşme ile birlikte genel Hazır Beton Endeksi de mayıs ayına oranla daha olumlu bir ivme yakaladı.
Buna karşın Güven Endeksi haziran ayında da sınırlı düşüşünü sürdürerek 100,00 eşik değerinin altında kalmaya devam etti. Piyasa oyuncuları arasındaki güven algısının henüz tam manasıyla pekişmediğini gösteren bu tablo; sahadaki fiili hareketliliğin, sektörün geneline ve gelecek algısına henüz tam anlamıyla sirayet etmediğini gözler önüne seriyor.
Geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında endekslerde belirgin bir ayrışma öne çıkıyor:
2026 yılının ikinci çeyreği tamamlanırken elde edilen veriler, sahadaki reel hareketliliğin geçen yıla kıyasla arttığını ancak yüksek maliyet ve finansman baskısı nedeniyle firmaların gelecek dönem değerlendirmelerinde temkinli ve ihtiyatlı tutumlarını sürdürdüğünü doğruluyor.
Raporun sonuçlarını değerlendiren THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, yıllık bazda faaliyetlerdeki toparlanmaya rağmen güven ve beklenti kanadındaki gerilemenin sektörün temkinli duruşunu net şekilde özetlediğini belirtti.
İnşaat sektörünün genel makroekonomik parametreler içerisindeki durumuna değinen Işık, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2026 Temmuz ayı itibarıyla sektörümüz, dezenflasyon sürecinin getirdiği görece rahatlamaya rağmen tedbirli adımlarla ilerlemektedir. Enflasyondaki yıllık gerileme ve yılın kalanında beklenen olası faiz indirimleri sektör için pozitif bir zemin hazırlamaktadır. Ancak yüksek finansman maliyetleri ile krediye erişimdeki sıkı şartlar, özel sektör yatırımlarını ve konut talebini baskılamayı sürdürüyor.