Peki, imzaladığınız inşaat sözleşmesinde karşınızdaki muhatap gerçekten bir şirket mi, yoksa şirket süsü verilmiş bir şahıs mı? Hukuki süreçte mağdur olmamak için bilmeniz gereken tüm detayları derledik.
Hukuk dilinde bir akit (sözleşme) yapılıyorsa, burada karşılıklı en az iki tarafın varlığı şarttır. Bu taraflar ya hakiki şahıs (gerçek kişi) ya da hükmi şahsiyet (tüzel kişi) olabilir.
Bir sözleşmede veya kartvizitte şirket hissi uyandıran bir unvan geçiyor ancak arkasında resmi olarak A.Ş. veya Ltd. Şti. gibi ticari unvan ekleri bulunmuyorsa, o isim tüzel kişiliği olan bir şirketi ifade etmez!
Bazı durumlarda “adi şirket” olarak adlandırılan ortaklık yapıları da karşımıza çıkabilir. Bunlar tüzel kişiliği olmayan basit ortaklıklardır.
Son zamanlarda projeyi kurumsal bir firma yürütüyormuş izlenimi vermek adına bu tür ticari unvan süslemelerine sıkça başvuruluyor. Ancak unutulmamalıdır ki, tabelada veya sözleşme başlığında ne yazarsa yazsın, resmi unvanı olmayan yapıların arkasındaki tek hukuki muhatap şahsın kendisidir.
Peki, inşaatınızı yapacak tarafın kurumsal bir şirket değil de bir şahıs olduğunu fark ettiğinizde bu durum projeden vazgeçmeniz gerektiği anlamına mı gelir? Cevap: Hayır.
İnşaatı mutlaka tüzel kişiliğe sahip bir şirketin yapması gibi bir zorunluluk yoktur. Bir sözleşmenin temelini tarafların karşılıklı güveni ve akdin içeriği oluşturur. Eğer projeyi üstlenecek kişiye güveniyorsanız ve bu güveni hukuki zeminde sağlam temellere oturtabiliyorsanız, bir şahısla da pekala sözleşme yapılabilir.
Şahıslarla veya tüzel kişiliği belirsiz yapılarla sözleşme yaparken mağdur olmamak için şu hususlara dikkat edilmelidir: