Küresel ve bölgesel risklerin yanı sıra enflasyonist baskılar nedeniyle sürdürülen sıkı para politikası, konut finansman maliyetlerini yukarı taşımaya devam ediyor. Haziran ayının son haftasında %2,68 seviyesinde olan en düşük konut finansmanı oranı, temmuz ayı itibarıyla %2,73’e yükseldi.
Piyasalarda gözler, Merkez Bankası’nın (TCMB) 23 Temmuz’da gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmiş durumda. %37 seviyesindeki politika faizinde bir değişim beklenmese de sıkı duruşun finansman oranlarındaki sınırlı artış eğilimini desteklediği görülüyor.
Faiz hassasiyeti olan vatandaşların yakından takip ettiği katılım bankalarında, temmuz ayı itibarıyla konut finansmanı kâr payı oranları şu şekilde şekillendi:
Piyasadaki en düşük kâr payı oranı olan %2,73 baz alınarak yapılan 120 ay (10 yıl) vadeli hesaplamaya göre, ev alacakların karşısına çıkan maliyet tablosu dikkat çekiyor:
Bu tabloya göre, 1,5 milyon TL’lik bir destek kullanan vatandaş, vade sonunda aldığı tutarın yaklaşık 3,4 katını geri ödemek durumunda kalıyor.
Yüksek finansman maliyetlerinin gölgesinde konut piyasasında da dengeler değişiyor. Açıklanan son verilere göre, konut fiyatlarındaki reel düşüş yıllık bazda %6,1’e ulaştı. Türkiye genelinde mayıs ayında satılan konut sayısı, resmi tatillerin de etkisiyle bir önceki yılın aynı dönemine göre %31,2 azalarak 93 bin 333 adede geriledi.
Buna karşın, finansman desteğiyle yapılan ipotekli konut satışlarının ocak-mayıs döneminde %25,8 artarak 116 bin 801 adede yükselmesi, yüksek maliyetlere rağmen ev sahibi olmak isteyenlerin hâlâ finansman arayışında olduğunu gösteriyor.