Gayrimenkul sektörü temsilcileri ve uzmanlar, konut satışlarında yaşanan bu durgunluğun arkasında 3 temel etken olduğunu belirtiyor. İşte piyasayı kilitleyen ve alıcıyı frene basmaya zorlayan o nedenler:
Tüketicinin konut alımındaki en büyük dayanağı olan banka kredileri, yeniden ulaşılmaz bir noktaya doğru tırmanışa geçti.
Düşüş beklentisi içindeyken faizlerin yeniden yükselmesi, alıcıların taleplerini ileri bir tarihe ertelemesine neden oluyor.
Yakın geçmişte konut alıcıları, peşinat yaratmak ya da evi tamamen nakitle çözmek için altın ve döviz gibi birikimlerini bozdurarak gayrimenkule geçiş yapıyordu. Ancak küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmeler (İsrail/ABD – İran gerilimi) altından beklenen sıçramayı getiremedi.
Gram altının 6.000 TL sınırının altına gerilemesiyle birlikte, elinde altın olan yatırımcı zararına satış yapmak istemiyor. Yatırımcı, tasarrufunun yeniden değer kazanmasını beklediği için konut piyasasındaki nakit akışı geçici olarak durmuş durumda.
Piyasanın kilitlenmesindeki bir diğer önemli faktör ise alıcı ve satıcı arasındaki fiyat uyuşmazlığı.
İkinci El – Birinci El Dengesi Bozuldu: Reel konut fiyatlarında genel bir artış yaşanmamasına rağmen, ikinci el konut sahipleri geçmiş dönemin yüksek fiyat algısını korumaya çalışıyor. İkinci el konut fiyatlarının, sıfır konut fiyatlarıyla yarışır hale gelmesi alıcıyı piyasadan uzaklaştırıyor.
Mevcut ekonomik koşulların farkında olan alıcı daha seçici ve sıkı pazarlıkçı davranırken, satıcıların esnememesi piyasayı tıkayan en büyük unsurlardan biri. Ayrıca kamuoyunda oluşan “yeni seçim beklentisi” algısı da piyasada bir bekle-gör havası yaratıyor.