Tapu şerhi, bir gayrimenkulün mülkiyet hakkını kısıtlayan, üçüncü kişileri bilgilendiren veya kişisel bir hakkı kuvvetlendirerek herkese karşı ileri sürülebilir hale getiren resmi bir nottur.
Türk Medeni Kanunu uyarınca tapu sicili “aleniyet” (açıklık) ilkesine dayanır. Yani tapudaki bir şerhi “Ben görmedim, bilmiyordum” deme şansınız yoktur; şerh oradaysa, hukuken o mülkü alan herkes bu durumu peşinen kabul etmiş sayılır.
Tapu kütüğünde karşımıza çıkan şerhler genellikle üç ana grupta toplanır:
Malikin (mülk sahibinin) evi satma, devretme veya üzerinde ipotek kurma yetkisini doğrudan sınırlayan ya da tamamen durduran şerhlerdir.
Normalde sadece iki kişi arasında geçerli olan sözleşmeleri, tapuya işleyerek “mülk el değiştirse bile” yeni sahibine karşı koruma altına alan şerhlerdir.
“İhtiyati Tedbir”, “Mahkeme Satış Yasağı” veya “Aile Konutu” gibi şerhler mevcutsa, yetkili makamın izni veya rızası olmadan tapuda devir işlemi yapılamaz.
Buna karşın kira şerhi veya belirli hacizler altındaki mülklerin satışı hukuken mümkündür; ancak alıcı, bu hakları ve riskleri devralarak mülkü satın almış olur. Bu yüzden temiz bir ticaret için satış öncesinde şerhlerin kaldırılması (terkin edilmesi) her zaman en sağlıklı yoldur.
Sadece fiziksel tapu senedine (koçana) bakarak mülk satın alma kararı vermeyin. Tapu senedi basıldığı günkü durumu gösterir; oysa mülk üzerine dün bir haciz veya tedbir konmuş olabilir.