Türkiye’de herhangi bir sohbet ortamında yeterince uzun kalırsanız konu dönüp dolaşıp bir noktada gayrimenkule gelir.
Kimi yıllar önce almadığı bir daire için hâlâ “Keşke alsaydım” der.
Kimi de bugün aldığı bir mülkün gelecekte ne kadar değerleneceğini hesaplar.
İlginç olan ise bu sohbetlerin yalnızca yatırımcılar arasında geçmemesidir. Öğrenciden emekliye, memurdan esnafa kadar toplumun çok farklı kesimleri gayrimenkulle ilgilenir, onu takip eder ve üzerine konuşur.
Aslında çoğu zaman insanların satın aldığı şey bir daire ya da bir arsa değil; güven duygusudur.
Bu nedenle gayrimenkulün Türkiye’deki yeri, birçok ülkedeki yatırım anlayışından farklıdır.
Bir hisse senedi ya da yatırım fonu rakamlardan ibaret olabilir. Ancak bir evin içinde hayat vardır.
Belki de bu yüzden aynı daireye bakan iki kişi tamamen farklı şeyler görür.