Piyasa fırsat mı sunuyor, yoksa biz fırsatı göremeyecek kadar meşgul müyüz?
Gayrimenkul profesyonelleriyle yaptığım her derin sohbetin bir noktasında şu cümleyi duyarım: “Piyasa çok zor.” Bazen bu doğrudur. Ama çoğu zaman arkasında başka bir gerçek yatar: Piyasa değil, bakış açısı zordur. Fırsat orada durur ama onu görecek gözler, o gözleri besleyecek alışkanlıklar ve o alışkanlıkları taşıyacak bir sistem yoktur.
Her piyasada — yükselen, düşen, durağan fırsat vardır. Soru şu: Peki siz o fırsatın hangi tarafındasınız?
Bu soruları rahatsız edici buluyorsanız, muhtemelen cevabı zaten biliyorsunuzdur. Çünkü fırsatı kaçıranlar nadiren “fırsatı kaçırdım” der. Genellikle “piyasa durgundu”, “müşteriler ciddî değildi”, “bu dönem olmaz” der. Oysa aynı dönemde, aynı bölgede, aynı piyasada başka biri iş yapar. Fark, piyasada değil aslında profesyonelin içindedir.
2024’te hala “ben sosyal medyayı sevmiyorum” kendimi mi paylaşayım diyen bir gayrimenkul profesyoneli, temelde şunu söylüyor: “Müşterimin beni bulmasını zorlaştırmayı tercih ediyorum.”
Teknoloji ve sosyal medya, bu sektörde artık isteğe bağlı bir araç değil. Görünürlük, güven ve ulaşılabilirlik üçgeninin en kritik bacaklarından biri. Paylaştığınız bir içerik sizi tanımayan birine ulaşır. Bir video, yüz yüze asla giremeyeceğiniz bir kapıyı aralar. Bir düzenli profil, müşterinin “acaba bu kişi hâlâ aktif mi?” sorusunu sormadan önce cevaplar.
Direniş anlayışla karşılanabilir; ama bedelini kabul ederek sürdürülmelidir. Ey dost şana sesleniyorum görünmeyene iş gelmez.
Trendleri takip etmek de aynı kategoridedir. Hangi bölgede değer artıyor? Hangi proje tipi talep görüyor? Hangi müşteri kitlesi piyasaya giriyor? Bu soruların cevaplarını merak etmiyorsanız, rakipleriniz ediyor ve o bilgiyle müşteriyi bilinki önce onlar kazanıyor ulaşıyor.