Özellikle Yargıtay’ın bu konuda verdiği güncel emsal kararlar, izinsiz yapılan birçok tadilatın binlerce liralık masrafa ve sonrasında yıkım/söküm kararlarına yol açabileceğini gösteriyor.
Gayrimenkul gündemini yakından ilgilendiren balkon kapatma ve ev içi tadilatlarda yasal sınırları, güncel yargı kararları ışığında mercek altına aldık.
Yargıtay’ın en son kararlarına göre; balkonlar bağımsız bölümün (dairenin) iç mekanı değil, binanın dış cephesinin bir parçası yani “ortak alan” olarak kabul edilmektedir. Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) Madde 19 uyarınca, ortak alanlarda yapılacak mimari ve estetik değişiklikler için çok katı bir kural uygulanmaktadır.
Kritik Emsal Karar: Yargıtay, kat maliklerinin en az beşte dördünün (4/5) yazılı onayı alınmadan yapılan balkon kapatma işlemlerini “projeye aykırı ve kaçak yapı” statüsünde değerlendirerek sökülmesine hükmetmektedir.
Uygulamanın katlanır cam, PVC, alüminyum veya sökülebilir malzeme olması hukuki durumu değiştirmemektedir. Sabit nitelikteki bu değişiklikler için apartman veya site yönetiminde yazılı rıza şarttır. Sözlü izinler ya da “diğer komşular da yaptı” savunması mahkemede geçersiz sayılmaktadır.
Balkonunuzun mimari yapısı, sadece komşularınızla değil belediyeyle de sorun yaşayıp yaşamayacağınızı belirler. İmar mevzuatına göre balkonlar ikiye ayrılır:
“Balkon ara duvarını yıkıp salona katayım” ya da “Mutfakla balkonu birleştireyim” düşüncesi en riskli tadilat modelidir.
Balkonu tamamen odaya dahil etmek, binanın onaylı mimari projesini kökten değiştiren statik bir müdahaledir. Bu tür projeli değişikliklerde 4/5 çoğunluk bile yetmez; tüm kat maliklerinin oybirliği (100% onay) ve belediyeden tadilat ruhsatı alınması şarttır. Tek bir komşunun bile itirazı durumunda mahkeme yapılan alanın eski haline getirilmesine (yıkılmasına) karar verir.