Sektör temsilcileri, bu tablonun geçici bir trend olmadığını ve konut üretiminde artık “büyük metrekare” döneminden “yüksek işlevsellik” dönemine geçildiğini vurguluyor.
Gayrimenkul uzmanları, tüketicilerin küçük metrekareli konutları tercih etmesinde fiyat avantajının yanı sıra üç kritik faktörün rol oynadığını belirtiyor:
Yalnız yaşayan genç profesyoneller, öğrenciler, boşanan bireyler ve çekirdek ailelerin talepleri, özellikle büyükşehirlerde konut tipolojisini doğrudan etkiliyor. Merkezi lokasyonlara ve ulaşım akslarına yakın, yönetimi ve temizliği kolay olan 1+1 ve 2+1 daireler piyasada en çok aranan konut tipleri haline geldi. Sektör, bu talebe yanıt verebilmek adına hem erişilebilir fiyatlı hem de maksimum fonksiyonellik sunan yeni projeler geliştirmeye odaklanıyor.
Değişen demografinin en çarpıcı yönlerinden birini de yaşlı nüfustaki artış oluşturuyor. Verilere göre, Türkiye’deki hanelerin yüzde 26.1’inde 65 ve üzeri yaşta en az bir birey yaşıyor ve tek kişilik hanelerin üçte birinden fazlasını tek başına yaşayan yaşlılar oluşturuyor.
Bu durum, gayrimenkulde sadece metrekare ve fiyat dengesini değil, yaşam kalitesini de ön plana çıkarıyor. Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte; asansörlü binalar, sağlık merkezlerine yakın lokasyonlar, düz ayak veya erişimi kolay alçak katlı yapılar ile güvenliği yüksek site konseptleri kritik birer ihtiyaç haline geliyor. Sektörün gelecekteki projelerinde bu kriterleri daha fazla gözetmesi bekleniyor.