Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2017/1247 E. 2020/47 K.) bentlerine yansıyan olayda; kanser tedavisi gören ve ömrünün son yıllarını felçli olarak geçiren bir baba, üzerindeki gayrimenkulü kendisine bakan oğluna tapuda satış yoluyla devretti. Babasının vefatının ardından diğer mirasçılar, bu işlemin “mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı (danışıklı)” olduğunu iddia ederek tapu iptal davası açtı.
Dava sürecinde son noktayı koyan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mülk devirlerinde ödenen bedelin (semen) yalnızca nakit paradan ibaret olmak zorunda olmadığına dikkat çekti. Kararda şu önemli ifadelere yer verildi:
“Son yıllarını felçli geçiren babaya sağlanan bakım, normal bir evlatlık görevinin ötesinde, özel bir bakım ve destektir. Dolayısıyla evladın bu emeği ve hizmeti bir satış bedeli (semen) olarak kabul edilmelidir. Yapılan işlem, mirasçılardan mal kaçırmak için değil, duyulan minnet duygusunun ve bakım gayretinin bir karşılığıdır.”
Gayrimenkul sektörünü ve mülk sahiplerini yakından ilgilendiren bu karar, özellikle yaşlılık döneminde anne veya babasının tüm bakımını üstlenen evlatlar için koruyucu bir kalkan niteliği taşıyor. Hukukçulara göre bu emsal karar sayesinde;
Miras bırakanın sağlığında yaptığı bu tür devirlerin her satış gösterildiğinde “muvazaalı” sayılmayacağını kanıtlayan bu karar, aile içi mülk paylaşımlarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.